Bildiğimiz Berna Gözbaşı işte!

Berna Gözbaşı.. Yine bildiğimiz Berna Gözbaşı işte.. Trollerinin yazdıklarının ciddiye alındığını sanan bir zat.

Bir haber yaptım.
Evet DEİK'te Berna Gözbaşı ile aynı listede / aynı amaç için bulunan bir zat-ı muhteremin bahisten tutuklandığını yazdım.
Ve dedim ki, Berna Gözbaşı'nın da birlikte çalıştığı ekipteydi.

Amacım Berna Gözbaşı'na bir suç isnat etmek değildi. Zaten haberde de öyle bir ima, ya da ibare geçmiyor. Ben, haberi Kayseri üzerinden yorumladım.

Hakaret..
Kişilik haklarını ihlal..
Suçlama..
Ve buna benzer hiç bir ima yok.

Ama kendisi nedense işi önce oralara çekmeye çalıştı, sonra baktı, o yol bozuk. Kadınlara sağlanan pozitif ayrımcılığını kullanarak yeni bir yol bulma gayretine girdi.

Sosyal medyada onlarca yorum, bir çoğunun Berna Gözbaşı'nın arkadaşı/dostu/çalışanı olduğu o kadar belli ki, bazılarını okurken güldüm bile.
Sipariş, organize bir hareketin izlerini gördüm.

Gelelim; bana yazdığı uzun tivitine..
İnanın benim nezdimde o kadar uzun ve gereksizdi ki hepsini okumadım bile.

Ama aklımda kalan cümlelerine de cevap vermezsem olmaz.

Bana göre;
Berna Gözbaşı, bu şehre spor adına en büyük zararı vermiş insanlardan birisidir.
Berna Gözbaşı, bu şehrin futbol planlamasını kökünden baltalamış birisidir.
Berna Gözbaşı, kendi çıkarları için, Kayserispor'u ateşe atmış; benim nezdimde tarihin gördüğü en kötü yöneticilerden birisidir.

O mu bu şehre fayda sağladı?
Keşke şerrinin yarısı kadar, hayrı olsaydı.

Daha önce yazdım. Yazıyorum, yazmaya da devam edeceğim.
Bu şehrin üstünde, bu kentin adını taşıyan takımı üzerinde yapılan tüm planları bozmak için bir gazeteci olarak elimden geleni ardıma koymayacağım.

Gazeteci tarafsız olmaz. Gazeteci taraflıdır ve tarafı da önce ülkesi, sonra şehridir.

Bende ülkem ve şehrimin menfaatlerinin tarafında olup, onun karşısında hareket ettiğini düşündüğüm her bireyin muhalifi oldum, olmaya da devam edeceğim.

Zamanında Kayserispor Token ile yaptığı anlaşmada ''Kayserispor Oyunları A.Ş'' başlıklı anlaşmayı ortaya koyduğumda; söylediği ''Sehven'' açıklaması ne kadar inandırıcı gelmediyse, şimdiki açıklamaları da da o kadar inandırıcı gelmiyor.

Kayserispor'un son 5 yılını karartan anlaşmalar, imzalar, sözleşmeler ve temlikler konusunda nasıl eleştirdiysem, yanlışını gördüğümde yine eleştireceğim.
Bu onun ve avenelerinin bana karşı birleşerek oluşturmaya çalıştıkları orduya bırakın güçlendirmeyi, güçsüz bile kılacak.

İtibarsızlaştırmaya çalıştığımı söylemiş.

Ardından neler söylediğini hala tüm kamuoyunun bildiği onlarca insanın yüzüne gülüp, yanında yürüyüp; arkasından söylediklerini unutmadığımız Berna Gözbaşı'nı mı, itibarsızlaştırmaya çalışacağım?

Onun kendi tartısında ağır basan itibarının, benim tartımda yeri bile yok.

İtibar dediği şey, DEİK ise..
6500 üyeli DEİK denilen yerde tutuklanan insanla aynı safta yer almadı mı?
Aynı yönetimin ayrı da olsa iş konseylerinde değil mi?
O insanı hiç mi tanımıyor?
Daha 15 gün önce gerçekleştirilen toplantıda aynı salonda, aynı fotoğraf karesinde bulunmadı mı?

İtibar dediği şey, Kayserispor ise..
Sonuç ortada.

Berna Gözbaşı istiyor ki, Kayserispor Başkanlığı zamanınızda gösterilen şaşa, hep gösterilsin.
Berna Gözbaşı istiyor ki, DEİK'te gördüğü bana göre şişirilmiş ilgiyi, bu şehirde herkes göstersin.

Yok Berna Gözbaşı yok..
Size benim cephemden ne şaşa olacak, ne de şişirilmiş ilgi.

Saygı da mecburiyim belki ama, fazlası yok.

Berna Gözbaşı'nın bana atmaya kalktığınız çamur, ne mutlu ki üzerime yapışmaz. Ama elinde lekesi kalır.
Daha önce defalarca örneklerinde görüldüğü gibi.

Bana, ''Bu tür itibarsızlaştırma yöntemlerini bir yayın anlayışı ve geçim kaynağı haline getiren bu kişi'' diye ima da bulunmuş.
Eğer doğru bildiklerimi yazmam geçim kaynağımsa evet.
Bunu yapmaktan gurur duyuyorum.
Şükür ki ben, lira verip Euro istemiyorum.
Şükür ki ben, Euro'nun kurundan ayrı faizinden ayrı kazanç sağlamıyorum.

Demem o ki; ''Kral Çıplak'' söylemim birilerinin hoşuna gitmiyorsa, sorun o kişi de demektir.
Çünkü yayın politikam, haksızı ve haksızlığı yazmak üzerine.

Mahkeme demiş, kanun demiş.
Seve seve.
Kanun önünde her türlü mücadeleye varım.

Berna Gözbaşı'na karşı düşüncemi ne şimdi, ne de kanun önünde değiştiririm.
Ama, o kibirli ve üstten bakan tavrını aynı platformlarda değiştirmemesini de kendisinden beklerim.

Eleştirilmeyi de, habere konu olmayı da hazmedemeyen Berna Gözbaşı'nın; DEİK gibi, Kayserispor gibi kurumlarda görev almayıp, alakası olmayan bir olayda ajitasyon yapar gibi öne sürdüğü kadınlık vurgusuna devam etmesine de ayrı güldüm.

Övülmeye gelince iş insanı, eleştirilmeye gelince kadın vurgusunu öne çıkartma çabası da bir algı çalışmasıdır.
Su kurnazlığına benzer.

Ben olayı şahsileştirmedim, şahsileştirmiyorum da.
Ama, bir önceki yazı dizimde aşındırmadığı bir kaç kapı kalmıştı; şimdi de onların yolunu tutmak zorunda kalmamak için bence, doğru adımlar atmalı, daha doğru cümleler kurmaya çalışmalı.

Kapanışı da avukatıyla yapayım.
Bir gazeteci olarak birilerini haber yapıp sonra engellemem.
Ben inandığım haberi yaparım, yaptığım haberi de savunurum.
Ne haber yaptığım birini engellerim, ne de söz söyleyip sonra engelleyerek kenara çekilirim.

Söz söyleyip cevabını duymamak için engellemek, müvekkilinizin başvurduğu bir tercihtir.
Bilin de, bir dahakine ona göre açıklama yapın.