SİYASET
Giriş Tarihi : 21-04-2021 17:01   Güncelleme : 21-04-2021 17:01

Baştan Sona Cehalet

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 128 milyar dolar açıklaması

Baştan Sona Cehalet

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda 128 milyar dolar tartışmalarıyla ilgili konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ''Ne rakam doğru, ne rakama yüklenen anlam doğru, ne bu rakam üzerinden üretilen kampanya doğru. Baştan sona yanlış, baştan sona cehalet.'' ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları TBMM'de AK Parti grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'liler tarafından dillendirilen “128 milyar dolar nerede?” iddialarına cevap verdi. Erdoğan, “‘128 milyar dolar nerede?' kampanyasını siyasi muhalefet saikiyle açıklamak mümkün değildir. Ortada bu ülkeye ve millete yönelik aleni bir ihanet, aleni bir saldırı, aleni bir hançerleme vardır” açıklamasında bulundu. Bir bakanlığın ikiye bölündüğünü ve toplamda 3 yeni bakanın atamasının yapıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Zehra Zümrüt Selçuk ile Ticaret Bakanımız Ruhsar Pekcan'a bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür ediyorum. Kabinemizde birlikte mesai yürüteceğimiz Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Derya Yanık'a, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Prof. Dr. Vedat Bilgin'e, Ticaret Bakanımız Mehmet Muş'a başarılar diliyorum” diye konuştu.

“Çıkmış bir ahlaksız benim akıbetimin de Menderes'in akıbeti gibi olacağını söylüyor”
Türkiye'nin sanayide dışa bağımlı olduğu dönemlerde tedarikteki en küçük bir aksiliğin savunma dahil her alanda ülkenin tökezlemesine sebep olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Vidasını bile üretemeyen, çivisini bile üretemeyen Türkiye'den biz bugün savunma sanayiinde yüzde 70'ini üreten bir ülke haline geldik. Bu vida, bu çivi kimlerin döneminden miras kaldı? CHP döneminden miras kaldı. Böyle bir üretim, böyle bir üretkenlik bunların kitabında, zihninde yok. Ticaretimizin derinliğinin sığ olduğu dönemlerde, distribütörlük dışında yatırıma ve üretime dayalı uzun vadeli girişimlere cesaret edilemiyordu. Tarımımızın sadece kendimize yeterli olmasıyla övünürken, niçin bu alanda dünyanın önde gelen ihracatçıları arasında yer almadığımız sorusu akıllara dahi gelmiyordu. Turizm potansiyelimizi gerçek anlamda ancak bizim teşvik ve destek politikalarımızla, bölgesel ve küresel kültür diplomasimizle değerlendirebildik. Ülkemizin, çok küçük dalgalanmalar karşısında bile hem siyasi hem ekonomik krize girme riskiyle karşı karşıya kaldığı dönemler geçirdik. Milletimizi çeşitli sosyal fay hatları üzerinden bölme, birbiriyle çatıştırma girişimlerine şahit olduk. Mesela 1970'li yıllarda ideolojik kamplaşmalar, meşrep farklılıkları üzerinden kardeşi kardeşe kırdırmaya kalktılar. Aynı şekilde 1990'lı yıllarda aynı oyunu kökenler üzerinden tekrar sahneye sürdüler. Bu arada ekonomiyi de hiç boş bırakmadılar. Sadece birkaç milyar dolarlık bir spekülasyonla, üstelik de dünyada bunu tetikleyecek herhangi bir gelişme yokken, 1994 yılında ülkemizi büyük bir krize sürüklediler. Aradan çok geçmeden bu defa 2001 yılında kendi iç dinamiklerimizi kullanarak yeni bir krizi başımıza musallat ettiler. Ey Kılıçdaroğlu, şöyle bir hafızanı yokla bakalım varsa.