GÜNCEL
Giriş Tarihi : 16-04-2021 15:15   Güncelleme : 16-04-2021 15:15

Eski Devlet Bakanı Masum Türker değerlendirmeler

Ekonomiden Sorumlu eski Devlet Bakanı Masum Türker, Kendi öz rezervlerimiz Türkiye’de olduğu için güçlüyüz.

Eski Devlet Bakanı Masum Türker değerlendirmeler

Türkiye'nin rezerv olarak kabul edilen altınlarının Merkez Bankasının kuruluşuyla birlikte yurt dışına gittiğini belirten Ekonomiden Sorumlu eski Devlet Bakanı Masum Türker, bir Merkez Bankasının faaliyetlerde bulunabilmesi için ödemelere teminat bir varlığının olması gerektiğini söyledi. Türker, "Bu varlığın adı rezervdir. Rezervler de ilk kurulduğu zaman altındır genellikle. Bu altınlar 1930'lu yılların yarısında gitmiştir. Bu altınları getirme projemiz 1960 yılından itibaren İsmet İnönü zamanında başlamıştır. Sol politikalar genellikle yurt dışında para bırakılmasına, rezervlere bırakılmasına karşıdır. Bu yönüyle baktığımız zaman bu altınlar getirilemedi. Çünkü altınlar gittiği zaman size baskı unsuru ortadan kalkıyor. Bununla ilgili önce bizim başımıza Kıbrıs olayı çıktı aniden. ABD başkanı Johnson, 'Siz buraya gidemezsiniz, asker, ordu gönderemezsiniz' dedi. Hızlı bir şekilde bu projeyi durdurmak için İsmet İnönü düşürüldü. Demirel sahneye çıktı. Seydişehir'de kurulacak alüminyum fabrikasından vazgeçin denildi. Demirel vazgeçemedi, çünkü İsmet Paşa hazırlamış bırakmış. Demirel'e bütçede kırmızı oy verildi, düşürüldü. Türkiye 12 Mart'a doğru gitti. 12 Mart'tan sonra Ecevit iktidara geldi. Ecevit bunu ciddi bir şekilde tekrar gündemine almıştı. Onun ortağı rahmetli Erbakan millileştirme noktasında davranan bir kişiydi. Fakat yine Kıbrıs olayı, yine ambargolar, sonra ihtilaller. Bu iş durdu, daha gündeme gelmedi" dedi. 2015 yılında altınların geri getirilebilmesi için zemin oluştuğunu kaydeden Türker, "Krizden sonra yine dünyada biraz dolar bollaştı. Yurt dışında o kadar rezerv oldu ki Merkez Bankasında birikmiş, dağıtılmamış karlar dolayısıyla bu altınlar ufak ufak taşınmaya başlandı. Bu altınların son taşınma tarihi 2018 Şubat sonu, Mart başıdır. Bunun kimse farkına varmadı. Bu fon operasyonlarıyla Türkiye'nin soyulmasına seyirci kalan mekanizma kendisinden kimse milletvekili adayı olmayınca ABD, Türkiye'ye papaz üzerinden baskı yapmaya başladı. Artık Türkiye özgürleşmişti. Rezervin ana parası artık Türkiye'deydi.