SİYASET
Giriş Tarihi : 22-06-2021 13:24   Güncelleme : 22-06-2021 13:24

HDP kapatılmalı !

MHP Genel Başkanı Bahçeli; "HDP kapatılmalı, yöneticileri hakkında hukukun gereği yapılmalıdır. Eğer hukuk varsa terörizmin siyaset ayağı kapatılmalıdır" dedi.

HDP kapatılmalı !

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, demokrasinin var olabilmesi, işlevsellik kazanabilmesi, hak ettiği itibara kavuşabilmesinin sözle değil, öz ve içerik açısından benimsenmesiyle mümkün olduğunu belirterek, “Bunun vasıtası da, sosyal ve siyasal yapıda düşünce açısından doğal görülen farklılıklara saygı duyularak meşruiyet ve hukuk alanı içinde kalmak kaydıyla serbestçe ifade edilmesidir. Türk demokrasi tarihine bu zaviyeden baktığımızda, nükseden bunalımların kökeninde, sağlıklı ve dengeli bir iktidar-muhalefet ilişkilerinin kurumsallaşmaması yatmaktadır. Böylesi bir ortamın yokluğu, bir yandan siyasî sistemin çözüm ve değer üretme kabiliyetini ortadan kaldırırken öte yandan meşruluk ve çoğulculuk tartışmalarını da ister istemez beraberinde getirmektedir” diye konuştu.

Türkiye'de demokrasinin temel zafiyetlerinden birisinin demokratik uzlaşma kültüründen mahrumiyet, hedeflenen siyasi istikrarın tesisi yönünde ciddi bir engel olarak varolageldiğini aktaran Bahçeli, “Partimiz yıllardan beri, uzlaşma kültürünün eksikliğine vurgu yapmış, işbirliği, yapıcı muhalefet ve yol gösteren eleştiriler ile yeni bir siyaset anlayışının yerleşmesine önayak olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle artık yüksek hedefleri ihtiva eden yeni bir sayfa açılmış, böylelikle siyasi ve ahlaki uzlaşmanın güzelliklerle dolu mecrasına geçilmiştir. Cumhur İttifakı'nın gayesi yeni sistemin ilke ve kurumlarıyla olgunlaşıp kökleşmesini temin etmek, bunun yanında siyasetteki katılıkları yumuşatarak kutuplaşmaları törpülemektir” ifadelerine yer verdi.

MHP olarak, özellikle uzlaşma kültürüne sahip olmayan ve kendine güç vahmetmeye başlayan siyasi partilerin toplumsal huzursuzluğu derinleştirdiğine inandıklarını dile getiren Bahçeli, “Türk siyasetinin aştığı zorlu merhaleler dikkate alındığında, bu eğilim siyasal anlamda bir geriye kıvrılıştan başka bir anlam taşımayacaktır. Türkiye'nin çok partili demokrasi tecrübesinde yetmiş beş yılı geride kalmıştır. 1946'dan 2021 yılına uzanan bu zor ve sancılı süreçte, demokrasi ve siyasi etik tartışmaları da sürekli gündemdeki sıcaklığını korumuştur. Bir ahlak ve fazilet rejimi olan demokrasinin yaşayıp gelişebileceği manevi iklimin vazgeçilmez ihtiyaçları, temiz ve namuslu siyasetin ahlaki temelleri ile demokratik meşruiyetin icapları gibi ana sorunlar, bu tartışmaların merkezinde yer almıştır” dedi.

“Mühürlü kalpler görmese de Türkiye'nin bahtı açık, milli birlik ve dayanışma ruhu düne nazaran daha da sağlamdır”
Gelinen aşamada Türkiye'nin 75 yıllık yolculuğunda, güçlü temellere kavuşmasında önemli mesafeler kat edildiğini itiraf ve ifade etmek istediğini söyleyen Bahçeli, “Mühürlü kalpler görmese de Türkiye'nin bahtı açık, milli birlik ve dayanışma ruhu düne nazaran daha da sağlamdır. Amacı, ülkeye ve millete hizmet olan siyasetin ahlaki değerlerle bezenmesi bize göre bir mecburiyettir. Siyasetin ikbal aracı olarak görülmesi ve demokratik rekabete dayalı hizmet yarışı olan seçimlerin menfaat ve ihtiras yarışına dönüştürülmesi namuslu siyaset anlayışıyla örtüşmeyecektir. Bu tehlikeyi herkesin idrak etmesi ve ahlaki sınırlarda kalması zaruridir” değerlendirmesini yaptı.

“Gerçekte dürüstlük pahalı bir mülktür, zillete düşmüş ucuz insanlarda asla durmayacak, asla bulunmayacaktır”
MHP lideri Bahçeli, Türk halkının aldatılması, umut tacirliğinin kamçılanması, yalanın egemenlik kurması, halk dalkavukluğunun öne çıkması ve demagojinin geçer akçe görülmesinin açıkça millet iradesine fesat karıştırmak olduğun ifade ederek, “Bunun adı da işin özünde ‘milli irade gasbı'dır. Nihayetinde milli iradeyi gasp etmek için hezeyandan hezeyana koşan palavracı siyaset meddahlarının hala varlığı, ahlaki temele yaslanan dürüst ve namuslu siyaset anlayışının yeterince kök salamadığına işarettir. Gerçekte dürüstlük pahalı bir mülktür, zillete düşmüş ucuz insanlarda asla durmayacak, asla bulunmayacaktır” açıklamasını yaptı.
Yaptığı hatırlatmalarda kastının, “Cumhuriyet Halk Partisi'nin 18- 20 Haziran 2021 tarihinde Gaziantep'te düzenlenen ‘Belediye Başkanları Çalıştayı'nın açılışında konuşan Kılıçdaroğlu geçmiş beyanlarıyla ters düşmüş, yine baltayı taşa vurmuştur” olduğunu belirten Bahçeli, “İbn-i Haldun'un, ‘insan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız kendi kendini öğütür' sözü adeta Kılıçdaroğlu için özel söylenmiş gibidir” dedi.

“Bu zatın ne sözü sözdür, ne de siyaset anlayışı millet ve ülke yararınadır”
Kılıçdaroğlu'nun siyasi hıncına yenildiğini, menfaat hırsına boyun eğdiğini, akli ve zihni melekelerinin mefluç hale geldiğini belirten Bahçeli, “Bu zatın ne sözü sözdür, ne de siyaset anlayışı millet ve ülke yararınadır” diye konuştu.

“Bu belediyeler gökten zembille inmemiş veya Kılıçdaroğlu'nun terekesinden çıkmamıştır”
Kılıçdaroğlu'nun ülke nüfusunun yüzde 54'ünün CHP'li belediyeler tarafından yönetildiği ifadesini hatırlatan MHP lideri Bahçeli, “Milli ve üniter bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti, egemenlik yetkilerini ülkenin her noktasında aracısız, fasılasız ve doğrudan kullanmaktadır. Kaldı ki CHP'li belediyeler devletin hükmü şahsiyetinden bağımsız ya da özerk bir yönetim değildir. Bu belediyeler gökten zembille inmemiş veya Kılıçdaroğlu'nun terekesinden çıkmamıştır” ifadelerini kullandı.

“Kılıçdaroğlu'nun ağzındaki bakla zehirlidir”
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Kılıçdaroğlu'nun nüfusun yüzde 54'ünün CHP'li belediyeler tarafından yönetildiğini muhataralı bir dille vurguladığını belirterek, şunları söyledi: “Bu bize göre potansiyel bir ayrımcılığın, hatta devlet içinde başka bir devlet varmış gibi değerlendirme yapmanın diğer bir şeklidir. Kılıçdaroğlu'nun ağzındaki bakla zehirlidir. Belediye yönetimleri millete hizmetin ilk halkasıdır. Belediye başkanları da seçildikleri andan itibaren siyasi düşüncesi ve parti aidiyeti ne olursa olsun yörelerindeki herkesi kucaklamakla mükelleftir. Şehrinin emini ve emanetçisi olan belediye başkanlarının başka türlü davranması ahlaki ve hukuki keşmekeşliklere kapı aralayacak, ortam açacaktır.”

“Kılıçdaroğlu bildiğimiz kadarıyla hazine bulmadı, ortaya çıkan faturayı da cebinden ödemedi”
Kılıçdaroğlu, 11 Mart 2020'den 14 Haziran 2021'e kadar 4 milyon 550 bin haneye ayni yardım, 1 milyon 465 bin haneye nakdi yardım yaptıklarını, 1 milyon 200 bin hanenin borcu olmasına rağmen suyunu kesmediklerini, 150 milyondan fazla da maske ve dezenfektan dağıttıklarını duyurduğunu anımsatan Bahçeli, “Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. Dilerim ki, azımız çok, eksiğimiz yok olsun. Kılıçdaroğlu bildiğimiz kadarıyla hazine bulmadı, mirasa konmadı, kendi adına darphane kurmadı, ortaya çıkan faturayı da cebinden ödemedi. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza ne yapıldıysa, ne verildiyse, helali hoş olsun, devletimizin bütçe imkanlarıyla, milletimizden toplanan vergilerle muhtaçlara ulaşıldı, yardım bekleyenlerin elinden tutuldu” diye konuştu.

“Biz demiyoruz ki, bir elimiz yağda diğeri baldadır ama CHP yönetiminin anlattığı gibi kötümser bir Türkiye tablosu kesinlikle söz konusu değildir”
CHP'li belediyelerin övünecek veya övülecek bir şeyi olmadığını, aksine her belediye başkanının görevinin gereğini yaptığını ve Kılıçdaroğlu'nun da böbürle böbürlene istismara yakayı kaptırdığını söyleyen Bahçeli şunları kaydetti: “İşte bu ayıplı bir siyasettir. Biz hangi Kılıçdaroğlu'nun sözüne itibar edelim? Hangi Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarına inanalım? Covid-19 salgını boyunca, bir yanda gece yatağa aç girenlerden şikâyet eden, yardımların yapılmadığından dertlenen, yoksulluğun ve işsizliğin artışından bahseden Kılıçdaroğlu'na mı kulak verelim; yoksa sayıları beş milyona yakın haneye ayni ve nakdi yardım yaptıklarını kasıla kasıla anlatan Kılıçdaroğlu'nu mu ciddiye alalım? Hangi Kılıçdaroğlu doğruyu söylüyor? Dahası bu Kılıçdaroğlu'nun kaç yüzü vardır? Türkiye'de 26 milyon 600 bin civarında hanenin olduğu TÜİK'in araştırmalarıyla belirlenmiştir. Demek ki, bu hanelerin beşte birine CHP'li belediyeler yardım etmiştir. Merkezi hükümetin ve diğer belediye yönetimlerinin muazzam desteklerini hesaba kattığımızda esasen ekonomik zorlukların bütçe imkanları nispetinde göğüslendiği anlaşılacaktır. O zaman CHP yönetiminin sosyal ve ekonomik eleştirileriyle ilgili tüm iddiaları çürümüş olacaktır. Biz demiyoruz ki, hiç sorun yoktur. Biz demiyoruz ki, her şey güllük gülistanlıktır. Biz demiyoruz ki, bir elimiz yağda diğeri baldadır. Fakat CHP yönetiminin anlattığı gibi kötümser bir Türkiye tablosu kesinlikle söz konusu değildir.”

“Bizim askıda ekmek kampanyamızı tenkit edenler, askıda fatura uygulamasına geçtiler”
Meseleleri kavrayan, Türk insanının yanında duran, nimette de külfette de vatandaşlarla bir arada bulunan bir devlet yönetimi, bir Türkiye gerçeği olduğuna vurgu yapan Bahçeli, “Kıskananların çatlaması da doğal olarak beklenmelidir. Bizim askıda ekmek kampanyamızı tenkit edenler, askıda fatura uygulamasına geçtiler. Olsun, yapanı alkışlarız, bir mağduriyetin dahi giderilmesinden memnuniyet duyarız. Millet için varız, millete hizmet aşkıyla doluyuz” dedi.

“Sanatçı kisvesine bürünmüş bölücülere, Türkiye muhaliflerine belediye imkanları peşkeş çekilmiş midir?”
Devletin kasası, milletin kesesi üzerinde hiç kimsenin istismar düzeneği kurmasına göz yummayacaklarının altını çizen MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Kılıçdaroğlu, beş CHP'li belediyenin 13 bin 338 sanatçıya yardım yaptıklarını da söylemiş. Peki bu sanatçılar kimlerdir? Sanatçı kisvesine bürünmüş bölücülere, Türkiye muhaliflerine belediye imkanları peşkeş çekilmiş midir? Kılıçdaroğlu'nun dost kataloğunda isimleri yazılı mıdır? Bu dost edebiyatının da iyice suyu çıkmıştır” değerlendirmesini yaptı.

“Acaba terörist Demirtaş Kılıçdaroğlu'nun dostu mudur?”
Kılıçdaroğlu'nun birlikte iktidar olmayı hedeflediği dostları arasında PKK'nın FETÖ'nün, DHKP-C'nin, dış güçlerin Türk düşmanlarını sıralamasındaki yer neresidir sorusunu soran Bahçeli, “Demokrasilerde iktidara dostlarla değil milletle ulaşılır. Bugün dost olanın yarın düşman olmayacağı garanti değildir. Dostuna güvenen şartlar değiştiğinde postuna dolacak samanı da öngörmelidir. Acaba terörist Demirtaş Kılıçdaroğlu'nun dostu mudur? Terörist Karayılan Kılıçdaroğlu'nun dost kategorisinde midir? Mesela Muharrem İnce de hala dost mu görülmektedir? Eski çamlardan bardak olmayacağına göre, Kılıçdaroğlu'na tavsiyem akşamları video çekip paylaşmak yerine merhum Zeki Müren'in eski dostlar isimli şarkısını dinleyerek kendisini avutmasıdır”
açıklamasını yaptı.

“Devlet kin ve nefretle değil adaletle muamele eder “
Mevlana'nın adaletin ağaçları sulamak, zulmün ise dikene su vermek ifadesini anımsatan Bahçeli, “Biz dikene su verenlerden olmayacağız. Elbette bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir. Devlet duyguyla değil akılla yönetilir. Devlet kin ve nefretle değil adaletle muamele eder. Terörle ve bölücülükle mücadele de aynen böyle olmalıdır” diye konuştu.

“Çağımızda, terörizmin uluslararası karanlık oyunların çok etkili bir vasıtası olduğu açıktır”
Türkiye'nin 1984 yılından itibaren bölücü terörle mücadelesinin 37 yıldır sürdüğünü ve Türkiye'nin beka düzeyinde en önemli sorunu olduğuna dikkati çeken Bahçeli, “Ancak, bu mücadelede başarının önündeki engellerden en önemlisi, terörizm ile bölücülük arasındaki ilişkiyi algılamakta sorun yaşayan, bölücülüğü masum talepler olarak görmek isteyen çevrelerin varlığıdır. MHP, yıllardan beri terörü ve terör örgütünü, yalnızca kanlı eylemlerinden ibaret bir suç ve cinayet şebekesi gibi görmekten uzak bir anlayışla, daha yukarıdan yorumlama ve değerlendirme çabası içinde olmuştur. Özellikle çağımızda, terörizmin uluslararası karanlık oyunların çok etkili bir vasıtası olduğu açıktır” ifadelerine yer verdi.

Terör eylemlerinde hedef alınan ülkelerin istenilen düzeye getirmek için kullanılan stratejik senaryoların kirli yüzü olduğuna işaret eden Bahçeli, “Bu gerçeği, ülkemize yönelik tehditlerde bulmak istemeyenlerin, terörün hangi amaçlarla kullanılabileceğini anlamaları için çok uzaklara gitmelerine gerek yoktur. Yalnızca komşumuz Irak'a baktığımızda bile, geçmişte Amerika Birleşik Devletleri'ne yönelik terör saldırısının sanal suçlusu ilan edilen bir diktatörün idamına ve ülkesinin kan gölüne çevrildiğine şahit olabiliriz. Ardından Arap Baharı'yla Suriye'nin nasıl bir uçuruma yuvarlandığını da görebiliriz” şeklinde konuştu.

PKK'nın 37 yıldır kanlı eylemleri ile Türkiye'nin ilk gündemi haline geldiğini ve PKK terörünün bir sonuç değil bir vasıta, bir amaç değil bir araç olduğunu aktaran Bahçeli, “Kurulduğu ilk yıllardan itibaren PKK'nın, Türkiye üzerinde emelleri olan her devletin kullandığı, uluslararası ve hatta uluslar üstü bir baskı ve pazarlık mekanizması olarak şiddete ve teröre başvurduğu bir gerçektir. Millet varlığına kasteden PKK terörüyle mücadele ve teröristlerin imhası yıllardır en üst seviyede ve büyük bir fedakarlıkla sürdürülmüştür. Bu uğurda çok sayıda şehit verilmiş, çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştır. Ülkemiz başka sahalara ayırması gereken maddi imkânlarını haklı olarak terörle mücadeleye aktarmış, bu konuda da kayıplar yaşamıştır” açıklamasını yaptı.

“PKK terörizminin yıllar içinde aldığı boyut, Türkiye'mizi de içine alan bir projenin parçası haline getirmiştir”
PKK'nın yıllardır süren eylemlerinin arkasındaki stratejik nedenleri, küresel aktörleri, yerli iş birlikçileri, tarihsel kökenleri ve kötürüm niyetleri dikkate almadan yapılacak yorumların asla doğru olmayacağını düşündüğüne vurgu yapan Bahçeli, şunları söyledi: “Bu açıdan PKK terörünü, silahsız bölücülükten; bölücü faaliyetleri de bölgemizdeki küresel projelerden bağımsız düşünmek ve birbirinin içinden çıktığını görmeden tek tek ele almak hepimizi yanlış sonuçlara ve elbette ki yanlış sebeplere götürecektir. Aslında kökleri Osmanlı İmparatorluğu'na kadar dayanmasına rağmen, bugünkü haliyle 1984 yılında ortaya çıkan bölücülüğün silahlı ayağı olan PKK terör örgütünün, yıllar içinde aldığı boyut terörizmi Türkiye'mizi de içine alan bir projenin parçası haline getirmiştir.”

PKK/YPG/PYD terörünün arkasında Türkiye üzerinde hesabı olanların tamamının hüviyetlerini görmenin ve arka planda yer alan ülkeleri bulmanın mümkün olduğunun altını çizen MHP lideri Bahçeli, “Devletin terörle mücadeleden sorumlu veya yetki verilmiş resmi makamlarının zaman zaman bunları dile getirdiği ve hatta şikayetçi olduğu malumumuzdur. Türkiye, PKK'nın ve bölücülüğün arkasındaki küresel aktörleri her platformda, özellikle son yıllarda muhataplarının yüzüne vurmuştur. Brüksel'de yapılan NATO Liderler Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı'nın ABD Başkanı'na yaptığı da budur. Ardından Bakü'de gazetecilere verdiği beyanatıyla ABD'nin müttefik olarak PKK/YPG'yi mi yoksa Türkiye'yi mi gördüğünü açık yüreklilikle sormuş ve sorgulamıştır” diye konuştu.

‘Tarihi Şark Meselesi' olarak adlandırdıkları emellerin peşindeki küresel aktörler tarafından, bölüclük ve silahlı uzantılarını çok maksatlı ve çok destekli bir uluslararası yıkım enstrümanı olarak kullandıklarının inkar edilemeyeceğini söyleyen Bahçeli, “Bu kapsamda mızrağın çuvala bırakınız sığmadığını, delip geçtiği de aşikardır. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin son otuz yılda komşumuz Irak'a yönelik iki ayrı savaşının siyasi sonuçlarını sebepleri ile değerlendirdiğimizde, Türkiye'yi bir kıvama getirmek için kullanılan bölücülük ve bölücü terör oyunu her yönüyle berraklaşacaktır” ifadelerine yer verdi.